Sinemaya Eleştiri


Son zamanlarda televizyonlarda sanat içerikli programlarda yada magazin programlarında konuk olan
oyunculara sizin gönlünüzde sinema mı? tiyatro mu? var diye soruluyor ve karşılığında ise sanki
 oyuncunun tiyatroyu sevdiğini söylemesi bekleniyor.

 Tiyatroda hikaye anlatımı oyunculuk ve kelimeler ile gerçekleşir. Tiyatroda dekor kısıtlıdır, dekorlar
simge şeklindedir insan zihninde görüntüye dönüşür. Oyunculuk ve kelimeler ile insan zihninde
 tamamlanır ve hikayeye dönüşür.

Sinema ve dizilerde ise birçok kelimeyi görüntüler anlatır. Kelime ne kadar az kullanılırsa; film
o kadar kaliteli olmuş demektir. Dekor ise; ister yapay, istersede doğal alanda gerçekleştirilebilir,
yani; dekor yönünden sinemanın sınırı yoktur. Oyunculuk ise; kendine hastır hikayeye göre karakter
seçilmelidir.

Normalde tiyatro ve sinema çok farklı kavramlar.. Benim eleştirdiğim konu; sanatçılara sorulan tiyatro mu?
sinema mı? Sorusu bana göre ise bu sorunun dahi bir anlamı yok. çünkü; Türkiyede sinema ve dizilerin tiyatrodan farkı yok. Sadece oyunculukla yürüyor benim görmek istediğim ise; imkanlar kullanılarak görsel efektli filmler izlemek. Radyodaki gibi arkası yarın hikayeleri dinlemek değil! Amacım radyo oyunlarını eleştirmek değil hatta severek dinlerim, benim söylemek istediğim dünya kadar para verip sinemaya gittiğimde; hiçbir aksiyon görememek, hiçbir efektli film seyredememek. İzlediğim birkaç programda benim bu düşüncelerimi sunucu yönetmenlere soruyor; Neden ülkemizde efektli ve aksiyon dolu filmler çekilemiyor? cevap beni sinirlendiriyor. Biz aksiyon filmi çekecek kadar zengin değiliz. Ülkemizde filmde oynayanların nerdeyse hepsi ünlü ve aldığı paralar çok uçuk rakamlar, kaldıki çok ucuza efektler gerçekleştirebilir. Benim kullandığım programda bile birçok inanılmaz efect yapılabiliyor videocopilot.com sitesini örnek verebilirim söylediklerimin anlaşılabilmesi için hatta daha ileri gideyim youtube girin çocuklar dahi hollywood efektlerini aratmayacak çalışmaları basit araçlarla harçlıklarıyla gerçekleştirebiliyorlar.

Dahası sadece bu kadarda değil hadi izlediğimiz filimlerde aksiyon, efektler olmasın diyelim ama filimlerde
kalitede yok. Sinema filmi olsun dizi film olsun ışıklandırma yok. İzlediğim birçok filmde ışık kullanımına
gözledim ışık nasıl kullanılıyor diye filmde olayı ışık ile nasıl desteklemiş diye fakat görüntüler amatör
bir kamera kullanıcısının çektiği bir görüntüden farkı yok. Renk düzenlemesi zaten filmlerimizde hiç görünmüyor. Çerçeve düzenlemesi gelişigüzel yapılmış.

Yani sinemayı sinema yapan kamera arkası teknik ekibin yeteneklerini göremiyoruz kamerayı tripota koyup tiyatro sanatçılarıda karşısında oyunlarını icra ediyor baş plan, göğüs, boy plan gibi bir iki teknik ezber sinema filmi tamam iyi seyirler…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Zeki Demirkubuz

 

Biyografi:
Zeki Demirkubuz 1964 yılında Isparta’da doğdu. Orta okulu Isparta’da, Gönen Öğretmen Okulu’nda bitirdikten sonra İstanbul’a yerleşti. Liseye İstanbul’da başladıysa da ilk sömestirden sonra okulu bırakarak fabrika ve atölyelerde çalışmaya başladı.

Cezaevi Yılları :

Solcu bir siyasi örgüte üye olduğu için 1980 darbesinden sonra üç yıl hapis cezasına mahkûm oldu. Hapishane yıllarında edebiyata ilgi duymaya başlayan Demirkubuz, yazmaya başladı. Dostoyevski’nin, özellikle Suç ve Ceza’nın üzerindeki kalıcı etkileri o yıllarda oluştu.

Sinemaya başlaması:
Tahliyesinden sonra Anadolu’nun çeşitli kentlerinde işportacılık yaptı. Askerliğini erteleyebilmek için okula dönmeye karar verdi ve liseyi dışarıdan bitirerek İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. Sinemaya 1986 yılında Zeki Ökten’in asistanlığını yaparak başladı. İlk uzun filmi C Blok’u (1994) çekene kadar çeşitli yönetmenlerin asistanlığını yaptı. C Blok’tan sonra Demirkubuz, kendi senaryolarını yazan bağımsız bir yönetmen olarak çalışmaya devam etti. Uluslararası eleştirmenler ve izleyiciler, Demirkubuz’u Venedik Film Festvali’nde gösterilen ikinci filmi Masumiyet’le tanıdılar. Demirkubuz’un üçüncü filmi olan Üçüncü Sayfa, Türkiye’deki film festivallerinin yanı sıra Locarno ve Rotterdam Film Festivalleri de dahil olmak üzere Avrupa’da yapılan çok sayıda film festivalinde gösterildi. Bu dönemde Zeki Demirkubuz “Karanlık Üzerine Öyküler” adını verdiği üçlemesinin çalışmalarına başladı. Üçlemenin ilk iki filmi, Yazgı (2001) ve İtiraf (2001), 2002 yılında Cannes Film Festivalinin “Un Certain Regard” bölümünde gösterildi. Üçlemesini başrolünü de üstlendiği Bekleme Odası’yla (2003) tamamlayan Demirkubuz, daha sonra Masumiyet’in başlangıç öyküsünü anlatan Kader’i çekti. (2006). Demirkubuz’un son filmi 2009 yılında gösterime giren Kıskanmak’tır.

Filmleri:
Yıl İsim Ödüller
1994 C Blok 1995 SİYAD Sinema Yazarları Derneği
(En İyi Yönetmen ve Film)
1997 Masumiyet 34. Antalya Altın Portakal Film Festivali
(Halk Jurisi Avni Tolunay Ödülü)
1999 Üçüncü Sayfa 36. Antalya Altın Portakal Film Festivali
(Behlül Dal Juri Özel Ödülü, En İyi Senaryo)
2001 İtiraf 13. Ankara Film Festivali (En İyi Yönetmen)
Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü
2001 Yazgı 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali

(En İyi 3. Film, En İyi Yönetmen)

2003 Bekleme Odası 40. Antalya Altın Portakal Film Festivali
(Behlül Dal Juri Özel Ödülü),
23. İstanbul Uluslararası Film Festivali (En İyi Türk Yönetmen)

2005 Kader 42. Antalya Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film),
Nurnberg Film Festivali (En İyi Film),
25. İstanbul Uluslararası Film Festivali (FIPRESCI Ödülü,En İyi Yönetmen)
2009 Kıskanmak 46.Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu
2010 Yeraltı Yapım Aşamasında

Ödüller:
18. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ulusal Uzun Film Yarışması “En İyi Yönetmen” Ödülü (Kader)

Ana Sayfa, İz Bırakanlar kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 1 yorum

Türkan Şoray

 

Türkân Şoray, (d. 28 Haziran 1945, İstanbul). Türk sinema oyuncusu, senaryo yazarı ve yönetmen. Türk sinemasında Sultan lakabıyla anılmaktadır. Fatih Kız Lisesi orta bölümünü bitirmiştir. 1960′larda sinema ile tanışmış, 1964′te 1. Antalya Film Festivali’nde “Acı Hayat” filmiyle en başarılı kadın oyuncu ödülünü almıştır.Dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusudur.

Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik’le birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir. Bu dörtlü içinde, tek yönetmenlik yapan oyuncudur.

90′lı yıllarla birlikte, TV çalışmalarına da ağırlık vermeye başlamıştır. Yaptığı bu çalışmalardan en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, İkinci Bahar ve Tatlı Hayat olmuştur.

Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983′te evlenmiş 1987′de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur. Bugüne kadar 203 filmde rol almıştır. Türkân Şoray ilk televizyon programı olan ve NTV’de yayınlanan Sinema Benim Aşkım’ı sunmaktadır. Şoray programında sinema oyuncuları ile sinema kariyerini anlatmaktadır.

Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde Unesco Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş ve “Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz” demiştir.Ayrıca Şoray’ın kendi adını taşıyan bir ilkokul vardır.

Özel Hayatı:

İstanbul’un Eyüp ilçesinde doğan Türkân Şoray memur bir ailenin ilk çocuğudur.Nazan ve Figen adında iki kızkardeşi daha olan Şoray’ın babası vefat etmişti.Annesi Meliha Şoray (1927-1984)’ın desteğiyle sinemaya adım atan Şoray,1962 yılında Galatasaray eski Asbaşkanı Rüçhan Adlı(1923-1995) ile 20 yıl bir birliktelik yaşadı.Bu süre içinde bir kaç defa ayrılıp barışan çift,Rüçhan Adlı’nın eşinden bir türlü boşanamaması yüzünden yollarını ayırdı.Türkan Şoray,1995 Ağustos’unda hastaneye kaldırılan Adlı’yı son anlarına kadar yalnız bırakmadı.Cihan Ünal ile 1983 yılında evlenen Türkan Şoray’ın bu evlilikten yağmur adlı bir kızı oldu.4 yılın sonunda çift ayrılık kararı aldı.

Yeşilçam:

Fatih Kız Lisesi ortaokulu bölümünde okurken, Karagümrük’teki ev sahiplerinin kızı olan sinema oyuncusu Emel Yıldız (daha sonra “Panter Emel” olarak tanındı) ile bir film setine giden Türkân Şoray, Türker İnanoğlu’nun teşviki ile Yeşilçam’a adım atar. Emel Yıldız’ın yerine Şoray’ın da kariyerinin başlangıcı anlamına gelen 1960 yılı yapımlı “Köyde Bir Kız Sevdim” filminde başrol oynar.

Türkân Şoray sinemaya başlamasıyla ilgili anısını şöyle anlatır: “Sinemaya girmeden önce mahallemize bir film seti geldi. Filmin bir setini mahallemizde çekeceklerdi. Başrol oyuncusu kadını gördüğümde ‘ne kadar güzel bir kadın’ dedim. Bu kadın Muhterem Nur’du. Öyle şaşkın bir şekilde bakınırken yanıma bir adam geldi ve ‘Sen de filmlerde oynamak ister misin?’ diye sordu. Korktum ve hemen eve kaçtım. Bu adamın da daha sonra Memduh Ün olduğunu öğrendim. O zaman film setinden kaçmıştım ama daha sonra film setleri hayatım oldu.” der

Filmografisi:

1960 Aşk Rüzgarı Nil  
Güzeller Resmi Geçidi Ayşe  
Köyde Bir Kız Sevdim    
1961 Otobüs Yolcuları Nevin  
Melekler Şahidimdir Zeynep  
Siyah Melek (Zincirler Kırılırken) Nesrin  
Hatırla Sevgilim Türkân  
Utanmaz Adam Sevim  
Sevimli Haydut Emine  
Kaderin Önüne Geçilmez    
Gönülden Gönüle Nazan  
Dikenli Gül    
Aşk Ve Yumruk    
Afacan    
Kardeş Uğruna    
1962 Biz de Arkadaş mıyız?    
Acı Hayat Nermin  
Lekeli Kadın Türkân  
Billur Köşk    
Bir Haydut Sevdim    
Bardaktaki Adam    
Aşk Yarışı Zeynep  
Zorlu Damatl Gönül  
Allah Seviniz Dedi    
Kırmızı Karanfiller    
Dikmen Yıldızı    
Ümitler Kırılınca Oya  
Ne Şeker Şey Canan, Jale  
1963 Adanalı Tayfur    
Köroğlu (Dağlar Kralı) Türkân Sultan  
Beni Osman Öldürdü Türkân  
Acı Aşk    
Çapkın Kız Suna  
Küçük Beyin Kısmeti Pervin  
Sayın Bayan Türkân Bayraktar  
İki Kocalı Kadın Sibel  
Çalınan Aşk Aysel, Günsel  
Bütün Suçumuz Sevmek    
Badem Şekeri Güner Pirinçeken  
Genç Kızlar Behlül, Eylül Servan  
Ayşecik Canımın İçi Elif  
1964 Adanalı Tayfur Kardeşler Türkân  
Dağların Aslanı    
Mualla    
Fıstık Gibi Maşallah Gülten  
Kızgın Delikanlı Avukat Sevil  
Anasının Kuzusu Türkân  
Macera Kadını    
Kader Kapıyı Çaldı Leyla  
Gözleri Ömre Bedel Leyla  
Gençlik Rüzgarı Fatma Nur Erden  
Bücür    
Yılların Ardından    
Bomba Gibi Kız Leyla  
Öksüz Kız    
1965 Ekmekçi Kadın Ayşe, Zehra, Leyla  
Elveda Sevgilim Türkân Kadiroğlu  
Seven Kadın Unutmaz Türkân  
Komşunun Tavuğu Türkân  
Sürtük Naciye  
Siyah Gözler Türkân  
Hayatımın Kadını    
Garip Bir İzdivaç Zeynep Gökalp  
Veda Busesi Türkân  
Vahşi Gelin Ayşegül  
1966 Altın Küpeler Aylin  
Sana Layık Değilim Türkân  
Akşam Güneşi Jülide  
Çalıkuşu Feride  
Kenarın Dilberi Şarkıcı  
Meleklerin İntikamı Türkân, Peri  
Anaların Günahı    
Düğün Gecesi Zeynep  
Siyah Gül Gül  
Meyhanenin Gülü    
Karanfilli Kadın    
Günahkâr Kadın Türkân  
Ferhat ile Şirin    
Eli Maşalı    
El Kızı    
Çamaşırcı Güzeli    
1967 Bir Dağ Masalı Lale  
Bir Soförun Gizli Defteri    
Ayrılsak da Beraberiz Fatma  
Ağlayan Kadın Şükran, Leyla  
Ana Döndü  
Sinekli Bakkal Rabia  
Ölümsüz Kadın    
Kelepçeli Melek Nevin Erdem  
Kara Duvaklı Gelin Perihan  
Her Zaman Kalbimdesin    
Tapılacak Kadın    
1968 Kahveci Güzeli Nermin  
Vesikalı Yarim Sabiha  
Abbase Sultan Abbase  
Ayşem Ayşe  
Hapishane Gelini Çengi Naciye  
Kadın Severse Leyla  
Dünyanın En Güzel Kadını    
Aşk Eski Bir Yalan    
Artık Sevmeyeceğim Nesrin, Leyla  
Ağla Gözlerim Leyla, Hicran  
Kadın İntikamı    
Kadın Değil, Baş Belası Çengi Naciye  
1969 Fosforlu Cevriyem Fosforlu Cevriye Necla  
Bana Derler Fosforlu    
Aşk Mabudesi    
Buruk Acı Ülker  
Kölen Olayım Azize  
Sonbahar Rüzgarları    
Sana Dönmeyeceğim Leyla Taner  
Seninle Ölmek İstiyorum    
Ateşli Çingene    
Günah Bende mi?    
1970 Bülbül Yuvası    
Buğulu Gözler    
Arım, Balım, Peteğim    
Kara Gözlüm Azize Balıkçı güzeli ünlü şarkıcı olur
Hayatım Sana Feda    
Ağlayan Melek Sabahat  
Tatlı Meleğim    
Mazi Kalbimde Yaradır    
Birleşen Yollar    
Merhamet    
Herkesin Sevgilisi    
Mağrur Kadın    
1971 Sevmek Ve Ölmek Zamanı    
Gelin Çiçeği Arzu  
Ateş Parçası    
Melek Mi Şeytan Mı? / Asrın Kadını    
Mavi Eşarp    
Unutulan Kadın    
Yedi Kocalı Hürmüz    
Güllü    
Bir Kadın Kayboldu    
Gülüm, Dalım, Çiçeğim    
Bir Genç Kızın Romanı    
1972 Cemo    
Zulüm    
Dönüş Gülcan  
Sisli Hatıralar    
Vukuat Var    
Çile    
1973 Mahpus Ümmühan  
Güllü Geliyor Güllü Güllü Fındıkoğlu  
Azap    
Sultan Gelin    
Asiye Nasıl Kurtulur?    
Yalancı / Çok Yalnızım    
Namus Borcu    
Gazi Kadın / Nene Hatun Zeynep  
Dert Bende    
1974 Şenlik Var / Bal Kız    
Yüreğimde Yare Var    
Çılgınlar    
Açlık    
1975 Acele Koca Aranıyor    
1976 Deprem    
Bodrum Hakimi Mefaret Tüzün  
Devlerin Aşkı    
1977 Selvi Boylum, Al Yazmalım    
Baraj    
Dila Hanım    
1978 Sultan Sultan  
Bir Aşk Masalı    
Cevriyem    
Tatlı Nigar    
1979 Aşk ve Nefret    
Hazal    
Küskün Çiçek    
1980 Gurbetçiler    
Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım    
1981 Yılanı Öldürseler    
1982 Mine    
Seni Kalbime Gömdüm Eylül  
1983 Metres    
Seni Seviyorum    
1984 Bir Sevgi İstiyorum    
1985 Körebe    
Bir Kadın Bir Hayat    
1987 Hayallerim, Aşkım ve Sen Derya Altınay  
Gramofon Avrat Cemile  
On Kadın    
Rumuz Goncagül Gülsün  
1988 Ada    
1989 Ölü Bir Deniz    
1990 Berdel    
Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu Leyla  
1991 Menekşe Koyu    
1993 Şahmaran    
Tatlı Betüş    
1994 Bir Aşk Uğruna Selma  
1995 Yer Çekimli Aşklar    
1996 Gözlerinde Son Gece    
1997 Nihavend Mucize    
1998 İkinci Bahar Hanım Atv’de oynamış televiyon dizisidir.
2001 Tatlı Hayat Sevinç Show Tv’de oynamış televizyon dizisidir.
2002 Gönderilmemiş Mektuplar    
2004 Mürüvvetsiz Mürüvvet   Televizyon dizisidir.
2006 Cemile    
Ayın Yıldızı Karagümrüklü Karakız Televizyon dizisidir.
Aşk Beklemez    
Hayatımın Kadınısın    
2007 Suna    
2008 Vurgun    
2009 Altın Kızlar İnciye

Ödülleri:

  • 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Acı Hayat
  • 1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Vesikalı Yarim
  • 1973: 5. Adana Altın Koza Film Festivali – En başarılı kadın oyuncu, Mahpus
  • 1973: Moskova Film Şenliği (Rusya) – Özel Ödül, Dönüş
  • 1978: Taşkent Film Şenliği – Uluslararası Aytmatov Kulübü Geleneksel Ödülü, Selvi Boylum, Al Yazmalım
  • 1987: 27. Antalya Film Festivali – En iyi kadın oyuncu, Hayallerim, Aşkın ve Sen
  • 1990: 2. İzmir Film Festiali – Altın Artemis Onur Ödülü
  • 1991: Türkiye Cumhuriyeti devlet sanatçısı ünvanı
  • 1992: 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festivali – En iyi kadın oyuncu, Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu
  • 1994: 6. Ankara Film Festivali – Emek Ödülü
  • 1994: 31. Antalya Film Festivali – En iyi kadın oyuncu, Bir Aşk Uğruna
  • 1996: 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali – Sinema Onur Ödülü
  • 1999: Roma Film Festivali – Büyük Ödül
  • 1999: 2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali – Kadın Yönetmen Ödülü
  • 2000: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi – Zirvedekiler 2000 Ödülü
  • 2001: Akademi İstanbul – Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü
İz Bırakanlar kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

HALICI KIZ:İLK RENKLİ TÜRK FİLMİ

                                                                       

Halıcı Kız, yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul’un üstlendiği, 1953 yapımı bir Türk filmidir. Türk sinema tarihinin ilk uzun metrajlı renkli filmidir ve aynı zamanda ilk sponsor desteğiyle çekilmiş filmidir. Çekimleri İstanbul, Bursa ve Isparta’da, laboratuar ve kopya baskı işlemleri Almanya’da bavaria stüdyoları’nda, dublaj ve seslendirme işlemleri de istanbul İpek Film stüdyoları’nda yapılmıştır. Bu filmde Muhsin Ertuğrul beklediği başarıyı yakalayamamış, yönetmenlik kariyerini bu filmle noktalamıştır. Filmin müziğini Hasan Ferit Alnar bestelemiştir.
Konusu:
Film Isparta’da halı dokuma tezgahında işçilik yapan, patronun oğlu tarafından kullanılan, çıkış yolunu istanbul’a gitmekte arayan Gül isimli kızın öyküsünü anlatır

Ana Sayfa, Sinema Bilgileri kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

En Korkunç Yerler

Paris Yeraltı Mezarları
paris catacombs
Aşıklar şehri Paris’in altının insan kemikleriyle dolu mezarlıklar ağıyla sarılı olduğunu biliyor muydunuz? 19. Yüzyılda sefalet içindeki Paris halkının öldükleri zaman mezar ve tabuta verecek paraları yoktu. Bu nedenle de ölen fakir halkın cesetleri bu yeraltı labirentlerine bırakılırdı. Binlerce insanın iskeletleri bugün halen bu yer altı delhizlerinde bulunuyor.

Sedlec Kilisesi
Sedlec Kilisesi
Küçük bir kilise olan Sedlec’in öyküsü de benzer. Kilise yapılırken eski bir mezarlığın üzerine yapılıyor ve çıkan kemikler atılmayıp kilise dekorasyonunda kullanılıyor. Sonuç bu.

Waverly Hills Senatoryumu
Waverly Hills Senatoryumu
1910′da hizmete açılmış ve tüberküloz hastalarının tevadisinin amaçlandığı, şu anda terkedilmiş olan bu senatoryumda 52 yılda 62000 insan ölmüş. Dönemin tıp biliminin acizliği hakkında ipucu veren senatroyumda ölüler çok fazla olduğundan, ölüler bodrumda açılan derin deliklere dikey olarak atılıyorlarmış. Senatoryumun korku severler için lanetli bir otel olarak yeniden yapılması çalışmaları halen devam etmekte.

Yılan Adası
Yılan Adası
Brezilya’da Sao Paolo açıklarında bulunan bu adaya yılan adası denmesinin bir nedeni var. Adada metrekareye 1-5 arası yılan düşüyor. Yani bu adada bir yılana basmadan bir adım atabilmek mümkün değil. Bazıları çok zehirli olan binlerce yılanla dolu olan bu adaya insanların çıkması tehlikeli ve yasak.

Poveglia Adası
Poveglia Adası
Avrupa Kara Veba salgını ile karşılaştığında Romalılar çare olarak veba hastalarını bu adaya getirip burada imha etmişler, canlı canlı yakmışlar. Adada 160000 insanın korkunç şekillerde öldürüldüğü düşünülüyor. Bu yetmezmiş gibi 1922′de ada akıl hastanesi olarak kullanılmış ve binlerce insana deneysel tıp başlığı altında işkence yapılmış.

Dracula Şatosu
Dracula Şatosu
Vlad veya diğer bilinen ismiyle Kont Dracula’nın şatosu da listemizde yer alıyor. Vampir efsanesiyle özdeşleşmiş Dracula efsanesinin doğduğu bu şatoda, Kont Vlad yaptığı akıl almaz işkenceler ile bu sıfatı ve yakıştırmayı hakketmiş olsa gerek.

Cachtice Kalesi
Cachtice Kalesi
Avrupa’da yüzlerce şato var, bu şatonun özelliği ise 1600 lerde Kontes Elizabeth Báthory de Ecsed tarafından kullanılmış olması. Kontes Elizabeth Báthory de Ecsed civarda yaşayan 600 kadar genç kadını bu şatoda türlü işkencelerle öldürmüştür. Kurbanlarının derilerini yüzdüğü, yaktığı, açlıktan öldürdüğü, yediği ve gençleşmek için kanlarında banyo yaptığı söylenir. Kontes Elizabeth Báthory de Ecsed’in tarihteki en büyük seri katil olduğunu söyleyebiliriz.

Aokigahara Ormanı

Japonya’da bulunan bu orman İntihar Ormanı olarak da biliniyor. O kadar sık bir orman ki içinde rüzgar bile esemiyor. Çok sessiz bir yer olan bu ormanda eski zamanlarda Japon halkı yaşlılarını ölüme terk edermiş. Günümüzde ise ormanı daha çok intihar etmek isteyenler kullanıyor. Her yıl yaklaşık 30 kadar yeni ceset bulunsa da aslında kendini burada öldürenlerin sayısı çok daha fazla.

Kaynak: Bloody Disguisting

Ana Sayfa kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sinemanın En İyi Tetikçileri

1- Philip Raven (Kiralık Silah)

Alan Ladd’in ufak tefek rollerden sıyrılıp da starlığa yükselmesi bu filmle oldu. Neden? Çünkü bir tetikçiyi canlandırmıştı. Graham Greene’nin romanındaki asıl Raven karakteri, erkekleri öldürdüğü kadar kadınları da dövmekten ve öldürmekten de çekinmiyordu. Ama o zamanki etik kurallarına göre film stüdyosu çekimler sırasında bu karakteri daha ‘insancıllaştırma’ yoluna gitti. Böylece ölümcül tetikçimizin kedileri ne kadar sevdiğini, çocukken teyzesinden yediği dayakları falan filme kattılar ve biz de bu kahramanı sevmiş olduk.

2- Leon (Leon)


Öldürmekle geçen yıllar ve gizemli bir yalnızlık, Leon karakterini bize tanımlar.Leon (Jean Reno) New York’ta bunalımlı bir katil, içine kapanık. Okuma-yazması bile yok. En iyi arkadaşı saksıdaki çiçeğidir ve 12 yaşındaki yetim kız Matilda (Natalie Portman) ile yolları kesişecektir. Gene de kurbanlarını en kesin ve ölümcül yöntemlerle halletmekten geri kalmayacak, gerekirse tavandan ters asılmış vaziyette bile tabancalarını ateşlemesini bilecektir. Filmin içinde pedofil mesajları da farkederiz ama ‘kalbi olan duygusal bir katil’ imajı bizi gene de kendine çeker.

3 – Jef Costello (Samuray)

Delon’un canladırdığı Costello karakteri standartlaşmıştır. Evcil kuşuyla tek başına yaşar ve kendini Bushido Kitabında anlatılan öğretilere adamıştır. Öldürme oranı pek de yüksek sayılmaz. Filmin başlangıcındaki cinayetten sonra filmin büyük çoğunluğu Costello’nun kaçışıyla ilgilidir.

Geniş kenarlı fötr şapkası ve trençkotuyla Fransız şıklığını sergileyen bu karakter o kadar etkiliyeciydi ki yıllar sonra Amerikan versiyonu ‘Ghost Dog’ (Hayalet Köpek) filmi de çekildi.

4 – Çakal (The Day of the Jackal)


 Fransa cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün etrafında dolaşacak kadar aristokrat bir çizgi sergileyen ‘tetikçi’ imajını Edward Fox’la tanıdık ve bu imajın ‘centilmenlik’ kategorisinde karakterimize epey puan kazandırdığı çok açık. Fox’un canlandırdığı Çakal sahte pasaport üstadı olup özel tüfeğiyle iki yüz metreden bir karpuzu patlatabilmekteydi.

Filmin sonunda başarısızlığa uğrayacağını önceden biliyor olmamızın önemi yok. Filmi seyrederken ‘adamın bu işi başarmasını’ can-ı gönülden istemekteyiz ki filmin ve karakterin başarısı açısından asıl önemli noktanın bu olduğunu söyleyebiliriz.

5 – Nikita (Nikita)


Post-punk dönemde ve sonrasında bizi etkileyecek olan kadın tetikçi figürü Nikita (Anne Parillaud), Luc Besson’un elinden çıkma, adeta totemleşmiş bir karakter. Çılgın bakışlı bir eroinman olarak filme başlangıç yapan bu karakter, ilerleyen sekanslarda seksi bir ölüm makinasına dönüşecektir. O gidip kurbanlarını öldürürken ise erkek arkadaşı Marco (Jean-Hugues Anglade) banyonun dışında çokça sızlanıp duran bir karakter olarak karşımıza çıkar.

Nikita karakterinden esinlenen pek çok kadın tetikçi ve silahşör çıktı sonradan. Onları da Tomb Raider, Resident Evil, The Long Kiss Goodnight, Underworld, ve Aeon Flux gibi filmlerde, hatta televizyon dizilerinde izledik.

6 – Beatrix Kiddo (Kill Bill)


Quentin Tarantino’nun Uma Thurman’a olan tutkusu ve Bruce Lee’ye olan hayranlığının bir bileşkesidir bu karakter. O kadar ki Bruce Lee’nin ‘Ölüm Oyunu’ filmindeki sarı kostümü bile aynen Thurman’a giydirilmiştir. Kill Bill filmleri ve Uma Thurman artık KÜLT karakterler oldular. İlerleyen yıllarda bu karakterden ve bu filmlerden etkilenen çok sayıda film izleyeceğimiz kesin.

7 – Ghost Dog (The Way of The Samurai)


Binalara görünmeden girip çıkmak bu karakterin en belirleyici özelliğiydi. Zaten bu yüzden ona ‘hayalet köpek’ deniyordu. Samuray kitabından okuduğu öğretiler ve işini yaparken bu öğretilere uyması, çatı katında güvercinlerle dostluk kurması, hatta Haiti göçmeni Fransızca konuşan, dondurma satıcısı arkadaşıyla yaptığı anlamsız konuşmalar… Bir mafya hesaplaşmasında kişisel çıkarların birbirine girdiği bir durumda, onurunu ve kendine saygısını korumaya çalışan bir katil. Filmin finalinde adamımız kendine yaraşan bir asaletle ölmeyi seçecektir.acı ise kornea nakli için gerekli parayı kazanabilmektir. Bu uğurda bütün Hong Kong mafyasını vurup indirecek ama asla tutuklanmayacaktır. Film boyunca en fazla kurşun harcayan tetikçi de bu olsa gerek.

8 – Anton Chigurh (No Country for Old Men)


Tamam, saçı berbattı ve yüzü de hiç sempatik değil. ‘Friendo’ kelimesini bize tanıtmış olması da pek yeterli olmayabilir. Ama Cormac McCarthy’nin romanından Coen kardeşlerin bulup çıkardığı bu katil, kendi tarzındaki en rahatsız edici karakter olarak hafızalarımıza yerleşti. Bu psikopat karakterin herhangi bir öfke veya pişmanlık duymaksızın cinayet işlemesinde bizi etkilyen bir şey var. “Bir para atışında en fazla ne kadar kaybettin?” sorusu yeterince kışkırtıcı değil mi?

9 – Vincent (Collateral)


Ağaran saçlarına rağmen giydiği ışıltılı takım elbisesi ve her ana çabucak uyan ve anlık felsefesini geliştiren bir karakter Tom Cruise. Rehin aldığı talihsiz bir taksi şoförüyle (Jamie Foxx) Los Angeles’ta dolaşarak cinayetler işleyen bu tetikçi son derece yüksek bir görev duygusu ile hareket ediyordu. Caz müziğine düşkündü. Ürkütücü bir şekilde çevreye uyum sağlayabiliyordu. Son anına kadar ölümcül ama öldükten sonra bile farkedilmez olabilen bu tip kendi janrında saygıyı kesinlikle hakediyor.

10 – Jeffrey (The Killer)


(Choe Yun-Fat) İnce ve şair ruhlu bir katil gerektiğinde silahını en etkili şekilde kullanır. Kız arkadaşını yanlışlıkla kör ettikten sonraki amacı ise kornea nakli için gerekli parayı kazanabilmektir. Bu uğurda bütün Hong Kong mafyasını vurup indirecek ama asla tutuklanmayacaktır. Film boyunca en fazla kurşun harcayan tetikçi de bu olsa gerek.

Ana Sayfa kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

IMDb En İyi 10 Komedi Filmi

1.) TOY STORY 3(2010) ( IMDB 8.7)

 

2.)Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1964)(IMDB 8.6)

 

3.)City Lights (1931)(IMDB 8.6)

4.)Amélie (2001)(IMDB 8.5)

 

5.)Modern Times (1936)(IMDB 8.5)

6.)Nuovo Cinema Paradiso (1988)(IMDB 8.4)

7.)The Great Dictator (1940)(IMDB 8.4)

8.)The Apartment (1960)(IMDB 8.4)

9.)Singin’ in the Rain (1952)(IMDB 8.4)

10.)Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1976)(IMDB 8.4)

SİNEMAPORTALİ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.

Ana Sayfa kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bilinçaltına İşleyen 10 Korku Karakteri

 

Bilinçaltına İşleyen 10 Korku Karakteri

Empire Dergisi yazarları, resmi web sitesinde yayınlanan bir seçkide ‘Unutulmayan 10 Korku Filmi Öğesi’ni sıralamış. İşte başlıyoruz:

Wes Craven’in yönetmenliğini yaptığı 1996 çıkışlı “Scream”, 1997 çıkışlı “Scream 2″ ve 2000 çıkışlı “Scream 3″den.

1986 çıkışlı “Manhunter”dan ‘Doktor Hannibal Lecktor’. Brian Cox’un canlandırdığı karakter oldukça ilgi görmüştü;

ve buna bağlı olarak,
‘Doktor Hannibal Lecter’ karakteriyle ayrı bir seri; 1991 çıkışlı “The Silence Of The Lambs”, devamı olan 2001 çıkışlı “Hannibal” ve 2002 çıkışlı “Red Dragon” ve devamı kabul edilen 2007 çıkışlı “Hannibal Rising”.

‘Sadako / Samara‘ karakteri: “Ringu”, “Ringu 0: Bâsudei”, “Ringu 2″, “The Ring”, “The Ring Two”

“Halloween” serisinden ‘Michael Myers’ karakteri

“Saw” serisinden ‘Jigsaw’

7 filmden oluşan “A Nightmare On Elm Street” serisinden ‘Freddy Kruger’

“Friday the 13th” serisinden ‘Jason Voorhees’

“Child’s Play” serisinden katil bebek ‘Chucky’

“Hellraiser” serisinden ‘Pinhead

“The Texas Chain Saw Massacre” serisinden ‘Leatherface’



Ana Sayfa kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | 3 yorum

Yılmaz Güney(Yönetmen-Senarist-Oyuncu)

                                                                

Yılmaz Güney, 1 Nisan 1937 tarihinde Adana’nın Yenice köyünde doğan ve 9 Eylül 1984 tarihinde Paris’te ölen Kürt asıllı Türk yönetmen, sinema oyuncusu, senarist ve öykü yazarı. Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır.

Biyografi :

Sinema öncesi
Yılmaz Güney’in gerçek adı Yılmaz Pütün’dür. Kürt asıllıdır. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Siverekli Zaza Kürdü ve annesi Vartolu Kurmanç-Kürttür. Kendisini asimile edilmiş Kürt olarak tanımlamıştır. Adana’da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul’a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz’ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı.

Sinemaya başlaması
Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan’ın Karasevdası’nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur.

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir “Anadolu çocuğunun” otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli Lütfü Akad’ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu’dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

Cezaevi ve firari yılları
Yılmaz Güney, 1972 yılında “devrimcilere yardım ve yataklık yaptığı” gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974′te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu’yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976′da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta yarı açık cezaevinden yurtdışına firar etti.Yılmaz Güney’in hapisten kaçış serüveni çok ilginçtir; hapise girmeden önce çekmiş olduğu Şeytanın Oğlu film’de bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikayesini anlatan Sanatçı, filmi kendisi oynamış oldu. 1  günlük izin ile hapisten çıkarak Fransa’ya kaçtı ve yaşamının geri kalanını orada geçirdi.

Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından Yol çekildi.Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol’un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali’nde ödül aldı[4]. Yurt dışına kaçtıktan sonra Duvar filmini Fransa’da çekti. Duvar onun son filmi olmuştur.

1984′te Mide kanserinden ölen Yılmaz Güney, son yıllarını Paris’te geçirdi ve ölümünden sonra Paris’te bulunan “Père Lachaise Mezarlığı” na gömüldü.Mezarı her yıl on binlerce insan tarafından ziyaret edilmektedir.

Önemli filmleri
1.Duvar (1983)
2.Yol (1982)
3.Düşman (1979)
4.Sürü (1978)(Senarist)
5.Arkadaş (1974)
6.Zavallılar (1974)
7.Baba (1973)
8.Sahtekar (1972)
9.Ağıt (1971)
10.Umutsuzlar (1971)
11.Acı (1971)
12.Vurguncular (1971)
13.İbret (1971)
14.Kaçaklar (1971)
15.Yarın Son Gündür (1971)
16.Canlı Hedef (1970)
17.Umut (1970)
18.Piyade Osman (1970)
19.Yedi Belalılar (1970)
20.Aç Kurtlar (1969)
21.Bir Çirkin Adam (1969)
22.Pire Nuri (1968)
23.Seyyit Han (Toprağın Gelini) (1968)
24.Bana Kurşun İşlemez (1967)
25.Kızılırmak karakoyun (1967)
26.Benim Adım Kerim (1967)
27.At Avrat Silah (1966)

Kitapları
Boynu Bükük Öldüler (1971)
Salpa (1975)
Sanık
Hücrem
Oğluma masallar
zavallılar
Soba,pencere camı ve iki ekmek istiyoruz
sen ve ötekiler

Kaynak:wikipedia

Ana Sayfa, İz Bırakanlar kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | 2 yorum

TRT’nin Tarihi

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu yayıncılığı yapmakla görevli tek kuruluşudur. 1 Mayıs 1964 günü çıkan TRT yasasıyla kuruldu. 1990′ların başında ilk özel televizyon kanalı ve özel radyo kanalı yayına başlayana dek Türkiye’de radyo – televizyon yayıncılığı yapan tek kurum olarak hizmet verdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nde televizyon ve radyo yayıncılığı konusunda ilk örnekleri oluşturdu. Günümüzde, 24 saat 10 ayrı kanaldan televizyon yayını gerçekleştirmekte, ek olarak GAP TV alanında da Güneydoğu illerine özel yayın yapmaktadır. Radyo yayıncılığı olarak 12 ayrı kanaldan izleyicilerine ulaşmakta, yine 31 ayrı dilde dış ülkelerdeki izleyicilerine yönelmektedir.

Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti’nde yayın kuruluşları arasında en büyük haber oluşumuna sahiptir. TRT, günlük ortalama 11 saatlik haber ve haber program yayını yapmaktadır. Bunun yanı sıra oluşturduğu dizi film, belgesel, drama ve televizyon yapımları ile dünyanın sayılı yayın kuruluşları arasında yer almaktadır. İleri ölçüde yetişmiş yayıncı ve yapımcı kapasitesi ile özel yayın kuruluşlarını da desteklemiştir.

Kanalları
TRT’nin kanalları şunlardır: TRT 1, TRT Haber, TRT Spor, TRT Çocuk, TRT Kûrdî (TRT 6), TRT Avaz, TRT Türk, TRT Belgesel, TRT Müzik, TRT Anadolu, TRT HD, TRT el Turkiye, TRT Okul ve Euronews’dir.

Tarihçe

TRT Anabinası yeni TRT logosu ileTRT, 359 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Yasası ile 1964 yılında özerk kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurum olarak, devlet adına radyo ve televizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla kuruldu. İlk genel müdürü Adnan Öztrak oldu.

Radyo Yayınları
İlk programlı radyo yayınına 1965 yılında geçildi ve bütün radyolar haber saatlerinde Ankara Radyosu’na bağlandılar. Aynı yıl bünyesinde “Türk Sanat ve Halk Müziği Danışma Kurulu” ve “Batı Müziği ve Çok Sesli Türk Müziği Danışma Kurulu” toplandılar. Seçim sonuçlarını vermek için ilk sabaha kadar yayın yine bu yıl yapıldı. 1966 yılında TRT kapalı devre televizyon eğitimi yayınları başladı. Spor haberleri ilk kez 1967 yılında haber bülteni ile birlikte verildi. Erzurum ve İzmir radyoları yine bu yıl içerisinde yayın hayatlarına başladılar. Televizyon yayınına yönelik çalışmalara hız verildi.

Televizyon Yayınları
1968′de deneme mahiyetinde ilk televizyon yayınını Ankara’da yaptı. Televizyon yayınlarında ilerlemeye devam eden TRT, ilk canlı spor yayını, 1971 yılında İzmir’de oynanan Karşıyaka Spor Kulübü ile İstanbulspor arasında oynanan futbol maçını naklen vererek gerçekleştirdi.

1972 yılında televizyonda ilk kez “Bedava Dünya Gezisi” adlı yabancı dizi Türkçe seslendirildi. Reklam yayınlarına başlandı. Münih 1972 Olimpiyat Oyunları’nı vererek ilk dış naklen yayını gerçekleştirdi.

Özerkliğin Kaldırılması
1971 Muhtırası’nın ardından 1972′de anayasa değişikliği sırasında TRT’nin özerkliği kaldırıldı ve kurum, “tarafsız” bir kamu iktisadi kuruluşu olarak yeniden düzenlendi.

1970′ler
Televizyon yayınları 1974 yılında 7 güne çıkarıldı. 1974 Dünya Kupası TRT’de naklen yayınlanan ilk Dünya Kupası olarak kayda geçti.

Türkiye Radyoları “TRT 1″ radyoları adı altında 24 saat kesintisiz ortak yayına başladı. 1975 yılında TRT’nin ilk kez katıldığı 20′nci Eurovision Şarkı Yarışması, Stokholm’den naklen verildi. İlk renkli televizyon yayını 1976′da gerçekleşti.

1980′ler
1980 yılınının son günü, yılbaşı gecesi oryantal Nesrin Topkapı ilk kez televizyona çıktı. 1984 yılında TRT tümüyle renkli yayına geçti. Yine aynı yıl radyolar da stereo yayına başladı. 1980′lerde TRT’nin yılbaşı özel programları popüler hale geldi ve özel kanalların açılmasına kadar en çok rating alan programlardan oldu.

Yeni Televizyon Kanalları

TRT kanalları’nın 1986-1992 yılları arasında kullandğı logoları1986′da TRT-2nin yayına başlamasıyla kanalların adı TV1 ve TV2 olarak anıldı. 1989 Yılında TV3 (TRT-3 ve TRT-GAP) yayına geçti. 1990 yılında Telegün ismi ile teletekst yayınları devreye girdi. Aynı yıl TV4 (TRT-4) Yayına geçti. 1990 yılnda TV5 (TRT-Int-Avrasya) yayına başladı. 28 Eylül 1992′de kanallar yeniden TRT adını aldı. 2001 Yılında TRT en önce 2. kullandıgı logoyu kullanmaya başladı. 2009 yılında trt 1, trt 3 ve trt 6 logolarını değiştirdi. TRT-INT ve AVRASYA birbirinden ayrılarak yayın alanında TRT-INT ve TRT-TÜRK adıyla yayına başladılar. 2 Şubat 2006 tarihinde ise sayısal yayıncılığın test yayınına geçti.

2008 yılının Kasım ayında TRT Çocuk adlı çocuk televizyon kanalı, aynı yılın son günlerinde Kürtçe yayın yapan TRT 6 yayın hayatına başladı. 2009 yılının Nevruz bayramında Türk dillerini konuşan halklara hitap eden ve Azerice, Türkmence, Özbekçe, Kazakça, Kırgızca dillerinde programlar yayımlayan TRT Avaz, 18 Ekim 2009′da ise belgesel ve turizm programları yayınlayan TRT Belgesel adlı kanal yayına başladı. 4 Nisan 2010 tarihinde TRT’nin Arapça yayın yapan kanalı TRT et Turkiyye, 27 Mayıs 2010′da ise TRT HD yayın hayatına başlamıştır.

Bugün TRT ve İzlenebilirlik

TRT canlı yayın araçlarıTRT yayınları tüm Türkiye’de ve ayrıca tüm kıtalarda dinlenebilmekte ve izlenebilmektedir. Ayrıca Türksat uydusu üzerinden yapılan sayısal yayın yoluyla Avrupa’da yaşayan Türklere de ulaşılmaktadır.

Kurum; TRT 1, TRT Haber, TRT 3, TRT 4, TRT Müzik, TRT Belgesel, TRT 5 Anadolu, TRT Çocuk, TRT Türk, TRT GAP, TRT HD, TRT 6, TRT Avaz ve TRT el Turkiye olmak üzere 14 televizyon kanalı ile RADYO 1, RADYO 2 (TRT FM), RADYO 3, RADYO 4, RADYO 6, Ankara Radyosu, Antalya Radyosu, Çukurova Radyosu, Erzurum Radyosu, Trabzon Radyosu, Gap-Diyarbakır Radyosu, TRT Nağme, TRT Türkü ve yurdışına Türkçe dahil 32 dilde yayın yapan Türkiye’nin Sesi Radyosu ve TRT Avrupa FM olmak üzere 15 radyo kanalına sahiptir.

Merkezi Ankara’da bulunan kurumun, İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya, Trabzon, Diyarbakır, Erzurum illerindeki müdürlükleri yoluyla hizmetlerini sürdürmektedir.

TRT’nin tüm kanalları 27 Ekim 2008′den itibaren 11919 (V) 24444 ve 11096 (H) 30000 parametreleri ile Türksat uydusu üzerinden alınabilmektedir. Ayrıca Digitürk, Dsmart, Kablo tv,TiviBu platformu ve normal antenle izlenebilir.

Tarafsızlık

Anayasada “Tarafsız bir kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu” belirtilmiştir.

Kaynak:wikipedia

Ana Sayfa, Sinema Bilgileri kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın